www.vedatgececi.com

İletişim: info@vedatgececi.com
 Mimar Vedat GECECİ                                                                                     [Onay Bekleyen(0 Yeni Dosya Var) ]    [ Yeni Yaz]

         
                                                                  
                                                                                          
                                           

  
"EN BÜYÜK İDRAK SENİ İDRAK EDEMEMEKTİR ALLAH'IM"
                                                                                                                                                  Hz EBU BEKİR (r.a.)
MAKALELER ŞİİRLER YARADILIŞ

Kürs-î liyakat
Asrın yeni bir umdesi var, hak kapanındır.
Söz haykıranın, mantık ise şarlatanındır.
Geçmez ele bir pâye, kavuk sallamayınca,
Kürs-î liyakat pezevenk, puşt olanındır!

Sanma ki sürer bu bad-ı saadet ilelebet,
Senin de kıçını ısıracak bir it bulunur elbet,
Sen bu yalan ve riyana hiç durmadan devam et,
Kürs-î liyakat pezevenk, puşt olanınd
ır!


Neyzen Tevfik
[ Yayınlama Tarihi : 18.4.2011 22:55:00 ]     [ Yazan: Vedat GECECİ ]     [  ]

BÜLBÜL
İki Bülbül Konmuş Dağlar Başına 2
 
Bir bülbülcük konmuş dağlar başına
Sal Allah'ım sal sılama varayım
Şahin yuva yapar kendi başına
Sal Allah'ım sal sılama varayım

Bizim evlerimiz dağdan ötedir
Hısım kavim bize ana atadır
Yad ellerde kalmak kula hatadır
Sal Allah'ım sal sılama varayım

Ekili tarlalar nasıl basayım
Üzerine birkaç kurban keseyim
Bu iş Hak'tan geldi kime küseyim
Sal Allah'ım sal sılama varayım

Atlarımız yemin yedi silindi
İki kardeş karşı karşı salındı
Ciğerciğim delik delik delindi
Sal Allah'ım sal sılama varayım

Pir Sultan Abdal'ım saki değildir
Tuz ekmek her aşık hakkı değildir
Bu dünyada kimse baki değildir
Sal Allah'ım sal sılama varayım
 
                                                Pir Sultan Abdal
 
 
İnsanın sevdiklerinin yanında bile kendini yalnız hissetmesi kadar zor bir duygu yoktur.
Sen sen ol sevdiklerine onların yalnız olmadığını hissettir, bu acı günler bir gün sana da uğrayacaktır. Tapusunu elinde tuttuğun evinde uğruna kan döktüğün vatanında kendini gün gelir yalnız hissedersin, yabancı hissedersin. unutma unutulanlar unutanları asla unutmazlar.
[ Yayınlama Tarihi : 2.3.2008 22:21:00 ]     [ Yazan: Vedat GECECİ ]     [  ]

Yunus EMRE' den

Tâc ma'rifet tâcıdır sanma gayri tâc ola.       

Taklid ile tok olan hakikatte ac ola.

Düşe düşüp aldanma kendin hayrete salma.

Senden özke ne vardır ta'bire muhtaç ola.
 

Sana alem görünen hakikatte Allah’tır .           

Allah birdir va'lIahi sanma ki birkaç ola.
 

Bir ağaçtır bu alem ,meyvesi olmuş âdem.

Meyvedir maksûd olan sanma ki ağaç ola.
 

Bu âdem meyvesinin çekirdeği sözündür.  

Sözsüz bu âdem âlem bir ânda târâc ola.
 

Bu sözlerin me'ali kişi kendin bilmektir.         

Kendi kendin bilene hakikat  Mi'râc ola.
 

Hak denilen özündür özündeki sözündür.

Gaybi özin bilene rübubiyyet tâc ola.

[ Yayınlama Tarihi : 1.4.2008 20:32:51 ]     [ Yazan: Vedat GECECİ ]     [  ]

YUNUS'a GÖRE

Canlar CAN’ını buldum, bu canım yağma olsun.
Assı ziyandan geçtim, bu dükkanım yağma olsun!..
 

Ben, benliğimden geçtim, gözüm hicabın açtım,
DOST vaslına eriştim, gümanım yağma olsun.
 

Taalluktan üzüştüm, ol DOST’ tan yana uçtum
Aşk divanına düştüm, divanım yağma olsun!..
 

İKİLİKTEN usandım, BİR’ lik hanına kandım,
Derdi şarabın içtim,dermanım yağma olsun!..

Varlık, çün sefer kıldı, DOST ondan bize geldi,
Viran gönül NUR oldu, cihanım yağma olsun!..
 

Geçtüm bitmez sağınçtan, usandım yazu kıştan,
Bostanlar başın buldum, bostanım yağma olsun!..
 

Yunus ne hoş demişsin, balu şeker yemişsin,
Ballar balını buldum, kovanım yağma olsun!..
 

 

YUNUS EMRE

 

 

Hakikat bir denizdir, şeriat onda gemi,
Çokları gemiden çıkıp, denize dalmadılar!..
 

Hakikat erenlerin şer ile bilmediler;
Hakikat diriliğine çün riya demediler!..


Çoklar gelmiş kapıya, şeriat tutmuş durur;
İçeriye giripte ne vardır bilmediler!..

Dört kitabı şerh eden, hakikatte asidir;
Zira tefsir okuyup, manasını bilmediler!..
 

Şeriat oğlanları, bahsedip dava kılur;
Hakikat erenleri, davaya girmediler!..


Ödünü sıdır, eğer bu yola girdin ise,
Ödünü sıdırmayan, bu yola gelmediler.

 

Yunus nefsin öldür, bu yola geldin ise;
Nefsin öldürmeyen, bu demi bulmadılar.

 
YUNUS EMRE

[ Yayınlama Tarihi : 21.2.2007 00:04:35 ]     [ Yazan: Vedat GECECİ ]     [  ]

FELEK

FELEK

Yamansın her zaman aldattın beni,
Kâh düşürdün kâhi kaldırdın felek!
Mecnun'sun diyerek Leylâ peşinden,
Issız vâdilere saldırdın felek!

Rehbersin dedin ben ise kördüm,
Elimle başıma çok çorap ördüm.
Kendimi bıraktım âlemi gördüm,
Hesapsız günahlar aldırdın felek!

Şifadır dedin zehir tat dırdın,
Gençliğin okunu boşa attırdın,
Körlerin yurdunda ayna sattırdın,
Çıkmaz sokaklara daldırdın felek!

Barışmadı gönlüm merd ile zenle,
Ne bir iş bilenle, ne boş gezenle
Hicran köşesinde bozuk düzenle,
NEYZEN'e her telden çaldırdın felek!

 

Sahra-i cedid 1913
Neyzen Tevfik

[ Yayınlama Tarihi : 28.1.2007 03:17:27 ]     [ Yazan: Vedat GECECİ ]     [  ]

YİNE YENİDEN.....!
Bir kez gönül yıktın ise
Bu kıldığın namaz değil.
Yetmiş iki millet dahi
Elin yüzün yumaz değil.

Yol oldur ki doğru vara,
Göz oldur ki Hakk’ı göre
Er oldur alçakta dura,
Yüceden bakan göz değil.


YUNUS EMRE



İlim, ilim bilmektir;
ilim kendin bilmektir
Sen kendini bilmezsin,
ya nice okumaktır!..

İlim okumadan murad,
kişi Hak’kı bilmektir
Çün okuyup bilmezsin,
ha bir kuru emektir

Okudum bildim deme,
çok taat kıldım deme;
Eğer Hak’kı bilmezsen,
bu kuru laf etmektir!..

Yirmi sekiz hece,
okursun uçtan uca!
Sen “elif”dersin hoca,
manası ne demektir?

Yunus Emre der,
hoca, gerekse ver yüzümce
Cümlesinin yekreği,
BİR gönül’e girmektir!..


YUNUS EMRE



Kim bildi ef'âlini
Anda gördü zatını

Ol bildi sıfâtını
Sen seni bil, sen seni!

Bayram özünü bildi
Bulan ol kendi oldu,

Bileni anda buldu,
Sen seni bil, sen seni!

Anı gören zâtındır
Sen seni bil, sen seni!

Nura müstağrak oldu,
Sen seni bil, sen seni!

Can içre ara canı,
Sen seni bil, sen seni!

Görünen sıfâtındır,
Gâyri ne hâcetindir?

Kim ki hayrete vardı,
Tevhîdi zâtı buldu;

Bilmek istersen seni
Geç canından bul anı;

HACI BAYRAM VELİ
[ Yayınlama Tarihi : 2.12.2006 00:06:23 ]     [ Yazan: Vedat GECECİ ]     [  ]

İSİMSİZ
İSİMSİZ
 
                          "Hiç bilenle bilmeyen bir olur mu?"
                          (Kuran-ı Kerim)
 
Olmaz ya... Tabii... Biri insan, biri hayvan!
Öyleyse -cehalet- denilen yüz karasından
 
Kurtulmaya azmetmeli baştan başa millet.
Kafi değil mi, yoksa bu son ders-i felaket?
 
Son ders-i felaket neye mal oldu? Düşünsen:
Beynin eriyip yaş gibi damlardı gözünden!
 
"Son-ders-i felaket" ne demektir? Şu demektir:
Gelmezse eğer kendine millet, gidecektir!
 
Zira, yeni bir sadmeye artık dayanılmaz;
Zira, bu sefer uyku ölümdür, uyanılmaz!
 
Çoskun, koca bir sel gibi, daim beşeriyet,
Müstakbele koşmakta verip seyrine şiddet.
 
Dağlar, uçurumlar, ona yol vermemek ister...
Lakin o, ne yüksek, ne de alçak demez örter!
 
Akvam o büyük nehre katılmış birer ırmak...
Elbet katılır... Hangisi ister geri kalmak?
 
Bizler ki bu müthiş, bu muazzam cereyanla
Uğraşmaktayız... Bak, ne kadar çılgınız anla!
 
Uğraş bakalım, yoksa işin, hey şaşkın!
Kurşun gibi sür'atli, denizler gibi taşkın
 
Bir çağlayanın menba-i dehhasına doğru
Tırmanmaya benzer, yüzerek, başka değil bu!
 
Ey katre-i avare, bu cüsun, bu hürusun
Ahengine uymazsan, emin ol, boğulursun!
 
Yıllarca, asırlarca süren uykudan artık,
Silkin de muhitindeki zulmetleri yak, yık!
 
Bir baksana: gökler uyanık, yer uyanıktır;
Dünya uyanıkken uyumak maskaralıktır!
 
Eyvah! Bu zilletlere sensin yine illet...
Ey derd-i cehalet, sana düşmekte bu millet
 
Bir hale getirdin ki, ne din kaldı, ne namus!
Ey sine-i islam'a çöken kapkara kabus
 
Ey hasm-ı hakiki, seni öldürmeli evvel:
Sensin bize düşmanları üstün çıkartan el!
 
Ey millet uyan! Cehline kurban gidiyorsun!
islam'ı da -batsın!- diye tutmuş yediyorsun!
 
Allahtan utan! bari bırak dini elinden...
Gir leş gibi topraklara kendin, gireceksen!
 
Lakin, ne demek bizleri Allah ile iskat?
Allahtan utanmak da olur, ilim ile... Heyhat!
 
M.AKİF ERSOY
[ Yayınlama Tarihi : 4.11.2006 23:34:43 ]     [ Yazan: Vedat GECECİ ]     [  ]

Arsin Altinda Bir Dügün

Arşın Altında Bir Düğün

Hiç yüzünü görmeden âşık oldunuz mu birine?
Ezelde âşık olmuşum sadece bir isme...

"Bu nasıl iştir ?! " demeyin...
Ben de bilmiyorum, ama oldu işte!..

Her an şaşılacak işler olmuyor mu yerde ve gökte?..
Bir ismin peşinde koştum durdum yıllarca ümitsizce...
Acaba kimdir, bilir miyim, yüzünü görür müyüm? diye...
Ansızın karşılaşıverdim O'nunla zamanın bir yerinde...

Yer ve gökte ararken Öz'de buldum,
Sen'de ararken Ben'de buldum derler ya,
İşte öylesine...
Meğer ne de güzelmiş O Gül yüzün...

Ey benim nazlı yarim, sevda çiçeğim, aşk bahçem...
Öyle bakma! O bakışın bir hançer, canım Kudret elinde...
Ne yana dönsem, sadece Sen ! Yalnız Sen !
Mecnûnum, aşkından olmuşum bir divâne...

Bir varmış, Bir yokmuş, evvel zaman içinde, zaman hayal içinde
Hani o vakitler çağırmıştın beni, gönülden sessiz ve gizlice ?..
" Çiçeği dalından kim kopardı, seni BEN'den kim ayırdı ?
Ben Gül'üm, sen bülbül, dön gel yine BEN'im ol ! " diye...

Gelmez miyim Yâr, Belî ! elbette ! elbette !
İşte o gün bir yemin ettim ilâhi aşkımız üstüne...
Sözleştik O Arşın altında BİR' leşmek üzere...
Vakit o vakit, bugün neş'e var, aşk var evimizde...

Düğün dernek kuruldu Gül bahçemizde...
Melekler koşuşuyor bir telaş, pür telaş içinde..
Bir o yana, bir bu yana, hepsi de delicesine...
En güzel ilâhiler söylenirken o yüksek burçlarımda...

Güneş, ay ve yıldızlar raks eder semalarımda...
Bir bir çıkarıp attım o eski elbiselerimi de...
Kuğular gibiyim bembeyaz gelinliğimle...
İnciler taktılar sırma saçımın örgüsüne,

Sürmeler çektiler gözümün kısırdöngüsüne,
Gül suları serptiler aşkınla yanan şu zavallı göğsüme,
Hûriler kan kırmızı bir şerbet verdiler elime,
Taze gül yaprakları da dökülmüş üstüne...

Mikâil tatlı bir meltem estiriyor başımda yine...
Cebrâil hayretten secde etmiş, çok şaşkın bu işe,
Ömründe hiç böyle aşk görmemiş mi ne?!..
İşte duyuyorum defler çalınıyor bir yerlerde,

Sevdiğim sesleniyor, '' Bir AN'da, ansızın geliver ! '' diye...
Ne duruyorsun İsrâfil, artık şu Sûr'a üfle!
Varsın kıyamet kopsun külliyen alemde, bundan kime ne?
Aşk ile BİR olacağız, kâinat duysun ezelden ebede...

İşiten, gören, bilen herkes dâvetli bu düğüne...
Selâmu aleykum Azrail ! Çok sevindim seni gördüğüme...
Hazırım, gidelim...
Örtün artık şu duvağı yüzüme!

Angelic

[ Yayınlama Tarihi : 28.10.2006 20:01:16 ]     [ Yazan: Vedat GECECI ]     [  ]

GÖNÜL GURBET ELE ÇIKMA
GÖNÜL GURBET
ELE ÇIKMA
 
Gönül gurbet ele çıkma
Ya gelinir ya gelinmez
Her dilbere meyil verme
Ya sevilir ya sevilmez.
 
Yöğrüktür bizim atımız
Yardan atlattı zatımız
Gurbet ilde kıymatımız
Ya bilinir ya bilinmez.
 
Bahçemizde nar ağacı
Kimi tatlı kimi acı
Gönüldeki dert ilacı
Ya bulunur ya bulunmaz.
 
Deryalarda olur bahri
Doldur ver içem zehri
Sunam gurbet elin kahrı
Ya çekilir ya çekilmez.
 
Emrah der ki düştüm dile
Bülbül figan eder güle
Güzel sevmek bir sarp kale
Ya alınır ya alınmaz.
 
Emrah amca nur içinde yatasın. 
Mevlana’ nın dediği gibi
“ölüm günüm doğum günümdür"

 

[ Yayınlama Tarihi : 10.10.2006 15:11:25 ]     [ Yazan: Vedat GECECİ ]     [  ]

Yalan Dünya

Yalan Dünya
 

Acı haberin çabuk yayılır,
Kimi güler, kimi ağlar, bayılır.
Kimi acır, ne iyi bir insandı der,
Kimi de dağ gibi bir insandı der.
Kimileri kefen, mezar peşinde,
Kimileri mallarının derdinde.
Kimi ağlar, göz yaşını tutamaz,
Kimileri tabutuna yan bakmaz.
Her ne ise, bunlar olan şeylerdir,
Herkesin başına gelen şeylerdir.
Bedenin öldü ama, rûhun ölmez,
Sen görürsün, onlar seni bilemez.
Bedenin felç gibi hareket etmez,
İraden var, bedene sözün geçmez.
Ahh! elin, ayağın hareket etse!
Onlara bir kez daha sözün geçse!
Ağlayarak saçın, başın yolarsın,
Feryat edip yerden, yere atarsın.
Gece, gündüz demeden çalıştığın,
Haram, helal demeden kazandığın,
Dostundan çok, düşmanlarına yarar,
Çekeceksin Ahiret'te çok zarar.
Vermediysen malının zekatını,
Gasbettiysen fukaranın hakkını,
İhtirasla sarılmışsan Dünya'ya,
Namazların kaldı ise kazaya,
Yapmamışsan kulluğunu Mevla'ya,
Atılırsın Cehennem'de Gayya'ya.
Başın açık, eteğin kısa ise,
Kolların kısa, göğsün açık ise,
İmanın zayıf, hayan noksan ise,
Dinsizliği çağdaşlık saydın ise,
Çoktan pişman oldun, iş işten geçti,
Tövbenin, nedametin vakti geçti.
Ahh! yeniden Dünya'ya gelebilsen,
Güzel Mevla'ya kulluk edebilsen,
Eşlerin, dostların bir bir gelirler,
Her biri de baş sağlığı dilerler.
Teneşir üstünde yıkarlar seni,
Yakasız gömleğe sararlar seni,
O kefen ki, son gömleğin olacak,
Kabre giden tek servetin olacak.
Son bineğin tahta tabut olacak,
Lüks oton, kim bilir, kime kalacak?
Hep bunlara şaşkın, şaşkın bakarsın.
Ah! çekerek için için ağlarsın.
Ne hayal! ne rü'ya! bunlar bir gerçek,
Kalanların da başına gelecek!
Dua okunur, helallik alınır,
Sonra, yavaş, yavaş yola çıkılır.
Hazin bir çıkışın olur evinden,
Çoluğundan, çocuğundan, eşinden.
Dünya'ya tek geldin, tek gidiyorsun.
Kalanlar biraz daha oyalansın.
Yolun önce bir camiye uğrayacak,
İlk imtihanın orada olacak.
Camileri seven bir kişi isen,
Namazını kılan bir kişi isen,
Cami sana huzur, güven verecek,
Korkuların birer, birer gidecek.
Caminin yanında musalla taşı,
Yatırırlar seni kıbleye karşı,
Namazın kılar, cemaatle imam,
Bu işin de olur, böylece tamam.

[ Yayınlama Tarihi : 15.7.2006 17:46:20 ]     [ Yazan: Vedat GECECİ ]     [  ]

GERÇEK
Bu dünyaya kendi isteğimle gelmedim ben;
Saşkınlıktan başka bieşeyim kalmadı yaşarken.
Kendi isteğimle de gidiyor değilim şimdi,
Niye geldik kaldık niye gidiyoruz bilmeden






Yaşamın sırlarını bilseydin
Ölümün sırlarını da çözerdin;
Bu gün aklın var, birşey bildiğin yok
Yarın akılsızsın neyi bileceksin.



Ömer HAYYAM
[ Yayınlama Tarihi : 15.6.2006 14:07:04 ]     [ Yazan: Vedat GECECİ ]     [  ]

İFADE

İFADE

 

Yaz kâtip, dinle hâkim bey

Anlatacağım mühim şey

Doğu, batı, güney, kuzey

Kanım öksüz, etim öksüz

        Yurdumda milletim öksüz.

İnansam suç, yapsam ceza

Dert mi biter yaza yaza?

Vilayet, köy, bucak, kaza

Hakkım, hürriyetim öksüz

        Yurdumda milletim öksüz.

Adalet birine bir ton

Birine beş, birine on

Ölçüyü yitirdim en son

Sırtımda ceketim öksüz

Yurdumda milletim öksüz.

Sevgiyi katletti korku

Yenilmez bu, çekilmez bu

Aşk, ışık, hava, toprak, su

  En makbul servetim öksüz

          Yurdumda milletim öksüz.

Kilitlenmiş elim, ağzım

Böyle midir alın yazım?

Anam, babam, oğlum, kızım

   Zeynep'im Mehmed'im öksüz

          Yurdumda milletim öksüz.

Davam var, kanunu yoktur

Derdim var anlamaz doktor

Anlatacak haller çoktur

   Babam, şikâyetim öksüz

           Yurdumda milletim öksüz

Hırsıza hırsız diyemem

Kaygusuz ekmek yiyemem

Söz çok amma söyliyemem

Kanım öksüz, etim öksüz

Vatanım, milletim öksüz.

 

Şair A.  KARAKOÇ

[ Yayınlama Tarihi : 8.5.2006 22:12:37 ]     [ Yazan: Vedat GECECİ ]     [  ]

Sair Esref 'e

Kabrimi kimse ziyaret etmesin Allah için,
Gelmesin, reddeylerim billahi öz kardasimi.
Gözlerim ebna-yi ademden o rütbe yildi kim,
Istemem ben fatiha tek çalmasinlar tasimi!

Sair Esref

 

Sair Esref sende benim gibi yasadin ne aldin dünyadan
Öbür alemde ask içindesin uyandin rüyadan,
Ne yalanlar gördük, ihanetler bu yalan yasamdan,
Içim ates gibi yanar yaptigin ve yaptigim ne varsa.....

Vedat GECECI                       31/03/2006


 

[ Yayınlama Tarihi : 31.3.2006 19:36:22 ]     [ Yazan: Vedat GECECI ]     [  ]

Gelin Ey Kardeşler Gelin

Gelin ey kardeşler gelin

Bu menzil uzağa benzer

Nazar kıldım şu dünyaya

Kurulmuş tuzağa benzer

 

Bir Pir'in eteğin tuttum

"Ana beni" deyip gittim

Nice yüz bin günah ettim

Her biri de bir dağa benzer

 

Cağla Derviş Yunus cağla

Sen özünü Hakk'a bağla

Ağlar isen haline ağla

Erdem vefa yoğa benzer

YUNUS EMRE

[ Yayınlama Tarihi : 1.3.2006 23:00:43 ]     [ Yazan: Vedat GECECİ ]     [  ]

Ben yitirdim ben ararım kimene?
<BGSOUND src="images/neaglarsin.mid" loop=infinite>

Ben yitirdim ben ararım
Yâr benimdir kime ne?
Gâh giderim öz bağıma
Gül dererim kime ne ?

 

Gâh giderim medreseye
Ders okurum Hak için
Gâh giderim meyhaneye
Dem çekerim kime ne ?

 

Sofular haram demişler
Bu aşkın şarabına
Ben doldurur ben içerim
Günah benim kime ne ?

 

Ben melâmet hırkasını
Kendim giydim eğnime
Ar ü namus şişesini
Taşa çaldım kime ne ?

 

Sofular secde ederler
Mescidin mihrabına
Yâr eşiği secdegâhım
Yüz sürerim kime ne ?

 

Gâh çıkarım gökyüzüne
Hükmederim Kaf'tan Kaf'a
Gâh inerim yeryüzüne
Yâr severim kime ne ?

 

Kelp rakip böyle diyormuş
Güzel sevmek pek günah
Ben severim sevdiğimi
Günah benim kime ne ?

 

Nesimî'ye sordular ki
Yârin ile hoş musun
Hoş olayım olmayayım
O yâr benim kime ne ?

Kul Nesimi
( 17 . yy. )

 

[ Yayınlama Tarihi : 7.2.2006 22:56:42 ]     [ Yazan: Vedat GECECİ ]     [  ]

ERZURUMLU EMRAH

Sabahtan uğradım ben bir fidana

Dedim: Mahmur musun? Dedi ki yok yok.

              Ak elleri boğum, boğum kınalı

              Dedim: Bayram mıdır? Dedi ki yok yok.

Dedim: inci nedir? Dedi: dişimdir

Dedim: Kalem nedir? Dedi: kaşımdır.

              Dedim: Onbeş nedir? Dedi: yaşımdır

              Dedim: Daha var mı? Dediki:yok yok

Dedim: Ölüm vardır. Dedi: aynımdır

Dedim: Zulüm vardır. Dedi: boynumda

              Dedim: Ak gerdanın? Dedi: koynumda

              Dedim: Göster bana. Dedi ki yok yok.

Dedim: Erzurum nedir? Dedi ilimdir

Dedim: Gider misin? Dedi: yolumdur

              Dedim: Emrah nendir? Dedi: kulumdur

              Dedim: Satar mısın? Dedi ki yok yok.

 

 

                                                      Şair: ERZURUMLU EMRAH

[ Yayınlama Tarihi : 7.2.2006 22:05:03 ]     [ Yazan: Vedat GECECİ ]     [  ]

YALAN DÜNYÂ DEĞİL MİSİN!

Kim umar senden vefâyı,

Yalan dünyâ değil misin?

Muhammed-ül-Mustafâyı,

Alan dünyâ değil misin?

 

Yürü hey vefâsız yürü,

Sensin hod bir köhne karı,

Nice yüzbin erden geri,

Kalan dünyâ değil misin?

 

Kimisini nâlân edip,

Kimisini giryân edip,

Âhir-i kâr üryân edip,

Soyan dünyâ değil misin?

 

Kasdedip halkın özüne,

Toprak doldurup gözüne,

Ehl-i gafletin yüzüne,

Gülen dünyâ değil misin?

 

Eğer şâh u eğer bende,

Her kişiyi salan bende,

Kimse mekân tutmaz sende,

Virân dünyâ değil misin?

 

Sihr ile donatıp kendin,

Meydana salan semendin,

Âleme mihnet kemendin,

Salan dünyâ değil misin?

 

İşin gücün dâim yalan,

Çok kişiden arta kalan,

Nice kere boşalarak,

Dolan dünyâ değil misin?

AZÎZ   MAHMÛD   HÜDÂYÎ

[ Yayınlama Tarihi : 4.12.2005 17:30:11 ]     [ Yazan: Vedat GECECİ ]     [  ]

MEVLANA CELALETTİN

 Gel ,gel yine her neysen,kimsen yine gel;

Kafirsen,ateş ve put seversen ,yine gel:

Girmez ki umutsuzluk dergahımıza...

Yüz tövbeni bozsan bile gel,sen yine gel.

Bambaşka bu gün :Çifte güneş var gökte;

Benzersiz gün ,eşsiz bir gün işte...

Müjde var ,ey sevgililer:aşk günü,gök

Binlerce çiçekle şarkılar dökmekte.

"Aşk bir kuru ses "derler-sunturlu yalan.

"Aşk umdun,"derler "buldun,var oyalan ."

Can içler yaşar bizde kıvanç dünyası ...

"Cennet yedi kat arşta" mı derler?Bu yalan.

                                                                              

[ Yayınlama Tarihi : 7.11.2005 22:48:20 ]     [ Yazan: Vedat GECECİ ]     [  ]

YARADANA MEKTUPLAR
YARADANA MEKTUPLAR

Yıldızların, çivilediğin yerdeler,
Bulutların, eksik olmasınlar,
Hep ayni minval üzere, senden gelip sana giderler.

Güneşin böler günlerimizi
Bir portakal gibi ortasından ikiye
Yarısını kulların yer, yarısını geceler.

Denizlerin senin elinle doldurduğun kasede çalkalanmaktadırlar
Ne bir damla artmış, ne bir damla eksilmişlerdir.

Dağların bizim ayağımıza çok bol geldi;
Onları bir defa bile giyen olmadı.
Daha dün elinden çıkmış gibi hepsi yepyeni
Şimdilik eskiyen bir şey varsa ömrümüzdür!

Sorup duruyoruz:
Niçin nüfus kütüklerinde her gün yeni bir isim,
Kitaplarda yeni bir kahraman?
Biz ölen ağaçları yontup
Gemilerimize direk yapıyoruz
Bizim canlarımızı alan acep onlarla ne yapar?

Saksılarda hep aynı karanfiller açıyor Tanrım.
Niçin, biz bir defa doğuyoruz?

BEDRİ RAHMİ EYÜPOĞLU
[ Yayınlama Tarihi : 9.10.2005 13:10:48 ]     [ Yazan: VEDAT GECECI ]     [  ]

ZİNDANI TAŞTAN OYARLAR
ZINDANI
TAŞTAN OYARLAR
Sılanın ufak tefek yolları
Ağrıdan sızıdan tutmaz elleri
Tepeden tırnağa şiir gülleri
Yiğitim aslanım aman burda yatıyor

Bugün efkarlıyım açmasın güller
Yiğitimden kötü haber verirler
Demirden döşeği taştan sedirler
Yatak diken diken yastık batıyor
Yiğitim aslanım aman burda yatıyor

Bir şubat gecesi tutuldu dilin
Silaha bıçağa varmadı elin
Ne ana ne baba ne kız ne gelin
Yiğitim aslanım aman burda yatıyor

Ne bir haram yedin ne bir cana kıydın
Ekmek kadar temiz su gibi aydın
Hiç kimse duymadan hükümler giydin
Yiğitim aslanım aman burda yatıyor
Döşek melil mahzun yastık batıyor

Mezar arasında harman olur mu
onüç yıl hapiste derman kalır mı
Azrail aç susuz canın alır mı
Yiğitim aslanım aman burda yatıyor
Döşek melil mahzun yastık batıyor

Zindanı taştan oyarlar
İçine bir yiğit koyarlar
Sağa döner böğrü taşa gelir
Sola döner çırılçıplak demir
Çeliğin hası da yiğitim aman böyle bilenir
Döşek melil mahzun yastık batıyor
Yiğitim aslanım aman burda yatıyor

Dilimde dilimi bulduğum, gücüne kurban olduğum
Anam babam gibi övdüğüm
Dayan aslan ustam yiğitim dayan
Dayan hey gözünü sevdiğim
Bugün efkarlıyım açmasın güller
Yiğitimden kötü haber verirler

Sana kökü dışarda diyenlerin kökleri kurusun
Kurusun murdar ilikleri dilleri çürüsün
Şiirin gökyüzü gibi herkesin
Sen Kızılırmak'çasına bizimsin
En büyük demircisi dilimizin
Canımız ciğerimizsin

Bugün burdaysa şiirin yarın Çin'dedir
Bütün hışmıyla dilimiz
Kökünden sökülmüş bir çınar gibi yüreğimiz içindedir

Bugün burdaysa şiirin yarın Çin'dedir
Acısıyla sızısıyla alnının kara yazısıyla
Bir yanı nur içinde tertemiz
Bir yanı sızım sızım sızlayan memleketimiz içindedir

Bugün burdaysa şiirin yarın Çin'dedir
Bütün hışmıyla dilimiz
Kökünden sökülmüş bir çınar gibi yüreğimiz içindedir

BEDRİ RAHMİ EYÜPOĞLU(HOCAMI ÇOK ÖZLEMİŞTİM NUR İÇİNDE YATSIN )
[ Yayınlama Tarihi : 9.10.2005 13:07:15 ]     [ Yazan: VEDAT GECECİ ]     [  ]

Ölü

Hangi mahallede imam yok,
Ben orada öleceğim.
Kimse görmesin ne kadar güzel,
Ayaklarım, saçlarım ve her şeyim.

Ölüler namına, azade ve temiz,
Meçhul denizlerde balık;
Müslüman değil miyim, haşa,
Fakat istemiyorum, kalabalık.

Beyaz kefenler giydirmesinler,
Sızlamasın karanlığım havada.
Omuzlardan omuzlara geçerken sallanmayayım,
Ki bütün azalarım hülyada.

Hiçbir dua yerine getiremez,
Benim kainatlardan uzaklığımı.
Yıkamasınlar vücudumu, yıkamasınlar,
Çılgınca seviyorum sıcaklığımı...


Fazıl Hüsnü Dağlarca
[ Yayınlama Tarihi : 30.9.2005 12:31:38 ]     [ Yazan: Vedat GECECİ ]     [  ]

Vedat GECECI

 Senin Tanrın kim?
 Sâhî, gerçekten taptığın ne?
 Yirmi dört saatini dolduran..
 Kalbini alev alev tutuşturan..
 Hem de en yakin dostun? ..
 Mevkî hırsı mi?
 Kadın mi?
 Son model bir araba mi?
 Tarkan mi, Rick Mattin mi, Madonna mi?
 Geleneklerin mi, yahut kendi benliğin? ? ? ?
 Düşlerini süsleyen ne?
 Yakuttan, inciden konaklar..
 Atlas, ipek elbiseler..
 Çil çil altınlar, yakutlar, mücevherler..
 Yahut zülfü perişan güzel bir kız? ...
 
 Peygamberin, önderin kim?
 Kimi örnek alıyorsun?
 Musa' yi mi, Isa' yi mi, Muhammed'i mi?
 Hani Yasa'ya bağlıydın?
 Hani Mesih'te ölmüş ve O'na dönüşecektin? ,
 Hani ehl-i sünnet ve'l-kitâb olacaktın?
 Kim gibi davranıyorsun?
 Maykil Jeksin gibi mi?
 En moda artist gibi mi?
 En gözde manken..
 Yahut gerçekten Önderin gibi mi?
 
 Neye güveniyorsun sonsuz yasam için?
 Haftada bir Cuma'ya mi?
 Cumartesileri Havra'ya
 Pazarları gittiğin Kilise'ye mi?
 Ettiğin iyilikler..
 Çil çil sadakalar..
 Yaptırdığın Cami'ler, Kilise'ler, Havra'lar
 Yoksa Tanrı'ya mi?
 
 Kim kokuyorsun?
 Gül kokulu Muhammed mi?
 Mis kokulu Musa mi?
 Buram buram Isa Mesih mi?
 Yoksa Ebû Cehil Karpuzu,
 Yoksa hain Yahudi mi?
 
 Amacın ne?
 İslâm'ı tebliğ mi?
 Müjde'yi yaymak mi?
 Kavga mi, didişmek mi? alim olmak mi?
 Popülarite mi?
 Yoksa benliğini aklamak mi?
 Kendini aziz gibi gösterip
 Tanrı'yı kandırmak mi?
 
 Sevgin kimlere?
 Sadece Müslümanlara mi?
 Yalnızca Hıristiyanlara mi?
 Yahudi'lere, Ateistlere, Budistlere..
 Yoksa bütün insanlara mi?
 
 Niçin buradasın?
 Amacın, idealin, arzun ne?
 Kim gibi konuşuyor,
 Kim gibi düşünüyor,
 Ve kimlerce yönetiliyorsun?
 
 SEN BU ALEMDE BAŞIBOŞ DEĞİLSİN
 AMAÇSIZ DEĞİLSİN
 SEBEPSİZ DEĞİLSİN
 SERSERİ DEĞİLSİN
 Bos ver kimlik kartındaki yazılanları
 Haç kolyeni, hilalini, zülfikarini, sakalını, başörtünü.......
 Haftada bir Cuma'yı, Havra'yı, kiliseyi..
 Adına yakışır gibi ol
 Müslüman ol, Yahudi ol, Hıristiyan ol!
 Adin gibi ol, Adam gibi ol!
 Petrus, Pavlus, Sümeyye, Bilal, Zeyd gibi ol!
 Ama göründüğün gibi, inandığın gibi ol
 Sahte yüzler değil..
 Sahte gülücükler değil..
 Sahte bir dava değil..
 Benlik kaygısı, bos isler değil...!

[ Yayınlama Tarihi : 18.9.2005 11:06:05 ]     [ Yazan: Herkes bi kendine baksın ]     [  ]

Vedat GECECİ

ÖNCE İNSAN OL!

Sonra değiştir başkalarını,
Sonra çağır günahkarları
Ve dostum.. Sonra yargıla beni
İste o zaman dostum iste o zaman
Bütün bunları yaptığın zaman..
Hakiki bir inancın sabahımsı dudakları arasında
Sevgi gülücükleri belirebilir...
Korkmadan, utanmadan ve hiç çekinmeden (ama hiç..)
Ben Müslüman'ım,
Ben Hıristiyan'ım,
Ben Yahudi'yim diyebilirsin...
Bütün bunları yaptığın zaman ..
İste o zaman dostum, iste o zaman...

[ Yayınlama Tarihi : 15.9.2005 11:04:44 ]     [ Yazan: ÖNCE İNSAN OL! ]     [  ]

SIIRLERIM

Dalgalar,dalgalar,nedir zorunuz,

Nedir bu sizdeki sonsuz heyecan?

Az sanki olunuz,biraz durunuz,

Olur mu çilginlik böyle her zaman,

Yorulmadiniz mi,dinlenin bir an.

 

 

Kimlerden korktunuz kaçiyorsunuz,

Bükülüp kirilip kumlu sahile,

Çig gibi köpükler saçiyorsunuz.

Sizler de uydunuz su esen yele,

Inilti,ugultu sahneleriyle

 

Kiyilar dinlensin durun da sizler,

Ezildi her yani ezildi bakin ,

Beyazlik içinde matemler gizler

Yeter ,yeter artik bu hirçin akin,

Biraz da uzaga engine akin!

 

 

[ Yayınlama Tarihi : 9.10.2005 17:51:26 ]     [ Yazan: VEDAT GECECI ]     [  ]

MEVLANANIN ŞİİRİ
Her gün bir yerden göçmek ne iyi
Bulanmadan, donmadan akmak ne hoş.

Her gün bir yere konmak ne güzel,
Bulanmadan, donmadan akmak ne hoş.

Dün de beraber gitti cancağızım,
Şimdi yeni şeyler söylemek lazım.

Ne kadar söz varsa düne ait,
Şimdi yeni şeyler söylemek lazım.
Her gün bir yerden göçmek ne iyi
Bulanmadan, donmadan akmak ne hoş.

Her gün bir yere konmak ne güzel,
Bulanmadan, donmadan akmak ne hoş.

Dün de beraber gitti cancağızım,
Şimdi yeni şeyler söylemek lazım.

Ne kadar söz varsa düne ait,
Şimdi yeni şeyler söylemek lazım.








Bugün yüzünde bir başka güzellik var senin,
Bugün dudağında başka bir tad var,
Boyunda başka bir yücelik.
Bugün kırmızı gülün bir başka daldan.

Ayın gökyüzüne bugün sığmamış.
Göklere benzeyen göğsün bugün daha geniş.
Hangi yanından kalktın bu sabah, söyle,
Bir başka kavga var dünyada senin yüzünden,
Dünyada bir başka gidiş.

Biz senin gözlerinden gördük,
Aslanlara meydan okuyan o ceylanı,
Başka bir ovası var o ceylanın bugün
İki cihandan da dışarı.

Seven insanın ayağı mı yok,
İşte ona ölümsüzlük kapandı.
Yukarlarda onunla uçar gider.

Gözlerinin denizinde onu arama.
O inci bir başka denizde.

Bakarsın bugün sever bu yürek,
Yarın sevilir bakarsın.

Yüreğimin özünde başka yarınlar var.

Bir gececik uyuma, ne olur.
Ayrılık kapısını çalma bir gececik.
Bir gececik dostların gönlü olsun,
Ne olur sabahı et bir gececik.

Bir gececik gözlerimiz seninle aydın olsun,
Kör olsun şeytan bir gececik.
Dünyayı güzel kokular sarsın bütün.
Karanlıklardan ışıklar aksın ovalara.
Sofrandakiler dirilsin bir gececik.

Bir gececik uyuma, ne olur.
Ayrılık kapısını çalma bir gececik.
Bir gececik ata bin, meydana gel.
Gönüller bir gececik rahat olsun,
Göğüsler meydana dönsün bir gececik.

Yeniler giyinelim biz kulların.
Musa gibi sen bir sopa al eline.
Sopa bir anda elinde yılan olsun.
Süleyman gibi sen karıncaların yanına var.
Karıncalar bir anda birer Süleyman olsun.

Ne olur, bir gececik kapısını çalma ayrılığın.

Kusuruma bakmayın benim, dostlar, bağışlayın beni.
Ben davullara, bayraklara aldırmayan
Bir padişahın yoluna düşmüşüm,
Deli divane olmuşum.
Çok uzaklardan yürüyen bir adam gibiyim ben,
Çok uzaklardan geçen bir hayal gibi.
Ama yok da sayılmam hani, var olan bir şeyim ben.

Haydi ben bensiz geleyim, sen sensiz gel.
Ne varsa şu ırmağın içinde var,
Soyunalım iki can, dalalım şu ırmağa, hadi.
Bu kupkuru yerde yakınmadan gayri ne gördük,
Bu kupkuru yerde ne gördük zulümden gayri.

Bu ırmakta ne ölmek var bize,
Bu ırmakta ne gam var,
Ne keder var, ne dert.
Bu ırmak alabildiğine yaşamaktan,
Bu ırmak iyilikten, cömertlikten ibaret.

Durma, çabuk gel, gelmem deme.
Ne evet demek yaraşır sana,
Ne hayır, dostum,
Senin şanına sadece gelmek yaraşır.

Duydum ki bizi bırakmaya azmediyorsun, etme.
Başka bir yar, başka bir dosta meylediyorsun, etme.

Sen yadeller dünyasında ne arıyorsun yabancı?
Hangi hasta gönüllüyü kastediyorsun, etme.

Çalma bizi, bizden bizi, gitme o ellere doğru
Çalınmış başkalarına nazar ediyorsun, etme.

Ey ay, felek harab olmuş, altüst olmuş senin için
Bizi öyle harab, öyle altüst ediyorsun, etme.

Ey, makamı var ve yokun üzerinde olan kişi
Sen varlık sahasını öyle terk ediyorsun, etme.

Sen yüz çevirecek olsan, ay kapkara olur gamdan
Ayın da evini yıkmayı kastediyorsun, etme.

Bizim dudağımız kurur sen kuruyacak olsan
Gözlerimizi öyle yaş dolu ediyorsun, etme.

Aşıklarla basa çıkacak gücün yoksa eğer
Aşka öyleyse ne diye hayret ediyorsun, etme.

Ey, cennetin cehennemin elinde oldugu kişi
Bize cenneti öyle cehennem ediyorsun, etme.

Şekerliğinin içinde zehir zarar vermez bize
O zehiri o şekerle sen bir ediyorsun, etme.

Bizi sevindiriyorsun, huzurumuz kaçar öyle
Huzurumu bozuyorsun, sen mahvediyorsun, etme.

Harama bulaşan gözüm, güzelliğinin hırsızı
Ey hırsızlığa da değen hırsızlık ediyorsun, etme.

İsyan et ey arkadaşım, söz söyleyecek an değil
Aşkın baygınlığıyla ne meşk ediyorsun, etme.

Sevgili tutmuş yularımdan beni,
Develer gibi habire çeker.
Esrik devesini böyle nereye götürür,
Böyle hangi katara?

Hem canımı çiğnedi benim o,
Hem bedenimi çignedi.
Gönlümü bağladı benim o,
Kırdı şisemi.

Ne iş yaptırmaya götürür, bilmem,
Nereye götürür beni.

Sevgili takar beni oltasına,
Atar karaya balık gibi.
Sevgili kurar gönlüme bir tuzak,
Avcıdan yana çeker sürür beni.

Bakarım tabiat başlar büyük işine:
Bulutlar gelir uzaktan
Katar katar, küme küme.
Bulutlar sular ovaları.
Bulutlar yürür dağlara dogru.
Uyanır açar gözlerini yeryüzü.
Gökler çalar davulunu.
Dalların gönlüne çeker gülün özü
En güzel kokusunu baharın.
Tohumun gönlü başlar vermeye tohum.
Agaç durmadan söyler, döker içini.
[ Yayınlama Tarihi : 9.1.2005 17:07:21 ]     [ Yazan: Vedat GECECİ ]     [  ]

 [ Sayfa: 1 / 1 ]    | Yenile |   Sayfa: [1]